Sırada Enerji mi var?





Ekonomik kriz sancılı ve şiddetli bir biçimde reel sektörde kendini hissettirmeye başladı.  Her gün kapanan fabrika ya da işinden olan çalışanlar medyaya yansımaya devam ediyor. Uzmanların dediği gibi bu defaki kriz doların 2,5 YTL’yi görmesiyle değil reel sektörün öldürülmesiyle gerçekleşek. Ve dolar yalancı hareketlerle hafiften yükselmeye devam ediyor. Ancak ülkemizde satılamayan ama ancak bu şekilde devre dışı bırakılabilecek olan üretim sektörü adeta can çekişiyor. Satacağımız kamu kurumu kalmadı. Sıra özel teşebbüsleri ele geçirmeye ya da yok etmeye geldi. Ve bir bir yok olan özel teşebbüsler. Örneğin Gaziantep reel sektörü can çekişmeye devam ediyor.  Peki ya Çözüm için ne yapılıyor?

Çözüm için kara çarşaf, türban gibi konular halkın önüne atılarak kriz süreci uzatılıyor ki halkımız daha çok zarar görsün. Bu akıl almaz bir şey. Tüm siyasi görüşlerin birlik olup kriz için çözüm yaratması gerekirken temsil ettiği, oyunu aldığı vatandaşını rahata kavuşturması gerekirken yaklaşan belediye seçimleri öncesi oy kavgasına tutuştular. yok çarşaflıydı yok türbanlıydı derken her geçen gün kaybolan ülkem değerleri. İnsanımız AÇ. yıllardır bir arada yaşayan bu insanları şimdi ayırmanın faydası ne? İnsanları ayırmayın doyurun. Onlara iş sahası açın. İş sahalarını kapatarak değil onlara yeni imkanlar sağlayarak hizmet edin. GenelKurmay Başkanlığı Geçtiğimiz günlerde diyarbakır dan lise mezunu gençleri valilik kanalı ile seçerek subay okulunda eğitime tabi tuttu. Kimine aşcı, kimine kaynakcı, kimine kuaförlük kimine de oto tamirciliği öğretildi. Ve bun gençlerin hepsi diyarbakıra döner dönmez iş sahibi oldu. İşte yapılması gerekenlere en güzel örnek. O insanlara taş atmayı öğretenleri meclise sokarak değil asıl o insanların elinden taşları alıp meslek sahibi yaparak doğu ve güney doğuyu kalkındırabiliriz.

Peki ya enerji? Enerji için ne yapılıyor? Bu günlerde hiç bu konuyu soran yok? Barajlarımız içler acısı. Özellikle Doğu  ve güneydoğudaki hidro elektrik barajlarımız kritik seviyelere kadar düşmüş durumda. Acaba kapıya dayanan kışı olmayan ve hatta afaki dayatmalı bir fiyatla satılan doğalgaz lamı, yoksa dolara endeksli olarak hergün artan kömürle mi, yok yok en iyisi olmayan ve pahalı elektrikle mi geçireceğiz? görünen o ki ülke olarak bu kış çok sancılı geçecek. Peki Çok mu zor fatura göndermeyen güneşe evet demek?

Neredeyse herkesce bilinir hale gelen güneş ya da diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına Evet demek neden bu kadar zor?

Enerji verimliliği denildi. ENVER denildi. ortadaki somut tek adımsa kamu kurumlarında tasarruflu armatür kullanmak oldu. hani Sanayi de ENVER? hani pompalarda, kazanlarda? Sadece pompalarda yapılacak otomasyon ile ülkemizin toplam elektrik tüketiminin neredeyse 2 aylık eşdeğer tüketim kadar azalacağını biliyormusunuz? Daha ciddi ve yapıcı adımlar atmak için geç kalmayalım. Verimlilik ise A’dan Z’ye uygulayalım.

İran ile doğal gaz anlaşması yapıldı ama hayata geçirilmesi hem çok zor hem de uzun vadede enerji açığımıza çözümü çok zor.  Ülke olarak, bireyler olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgimizi evet evet “oluyormuş”, “üretilebiliyormuş” diyerek değil uygulayarak artırmalı ve Enerji giderlerimizi azaltmalıyız. Hem fosil kökenli yakıtlara hem de dışa bağımlılığımızı azaltmalıyız. Barajlarımız elektrik üretiminde durma noktasına geldi. Umalım ki Yağışlar berektli gelsin de barajlarımız dolsun. Yoksa halimiz içler acısı. Varlık içinde yokluk çekmeye devam etmemek için tasarruf etmeli bunun içinde öncelikle bireyler olarak bizzat bizler başrolde olmalıyız. Nasıl mı? Daha önceki makalelerimizde de söylediğimiz gibi “kullanmıyorsak söndüreceğiz, ihtiyacımız yok ise butonu kapatacağız.” tüm cihazlarımızı verimli olanlar ile değiştirerek enerjimizi boşa harcamamayı öğreneceğiz. 100 Watt lık bir cihaz yerine aynı işi yapabilen ama 3 kuruş fazla olan 75 Wattlık bir cihazı kullanarak hem daha az enerji tüketimi yapacağız hem de daha az elektrik faturası ödeyeceğiz. dışa bağımlılığı azaltmak da işin keyifli yanı olacak. zaten alacağımız daha düşük güçlü ama 3 kuruş fazla olan cihaz tüm bu artılarıyla kendini kısa sürede amorti edecektir. Peki ya binalarımızın yalıtım durumu? Acil olarak çözüm bekleyen bir sorun olarak karşımıza çıkan yalıtım sorunu en kısa sürede çözüme kavuşturulmalıdır.

Değişimi önce kendi çevremizden başlatmalıyız. Daha bilinçli bir toplum ve daha verimli bir tüketim ve ilave olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim ile tasarrufa ve kalkınmaya geç kalmayalım.

Etiketler: , ,

Yorum Yapın